8. Sınıf Trablusgarp Savaşı Uşi Antlaşması

1911-1912 TRABLUSGARP SAVAŞI VE UŞİ ANTLAŞMASI

       NEDENİ:Trablusgarp savaşı , Osmanlı devleti’ni sona erdiren felaketler zincirinin ilk halkası olmuştur. Zira bu savaş ve 1911-1912 Türk – İtalyan ilişkileri kendisinden sonra daha büyük felaketlerin gelmesi sebebiyle yakın tarihimizin belki de en az incelenmiş bir bölümünü teşkil eder.

      Trablusgarp savaşı devam ederken Balkan savaşı başladı. Osmanlı devleti bunun üzerine iki cephede savaşa devam edemeyeceğini düşünerek İtalyanlar ile Ouchy Barışı’nı imzalamak zorunda kaldı. Onun arkasından Osmanlı devleti’nin I. Dünya savaşına girmesi ile imparatorluğun sona ermesi Trablusgarp Savaşı’nın önemini unutturmuştur..

      Bugün Libya adıyla anılan Osmanlı imparatorluğunun eski Trablusgarp vilayeti ile Bingazi müstakil sancağı Kuzey Afrika da bir cumhuriyettir. 1864 tarihli vilayet kanunu gereğince Trablusgarp eyaleti vilayet olmuş 1877 tarihli kanunla da Bingazi, Derne ve havalisi doğrudan doğruya İstanbul’a müstakil bir sancak haline getirmiş ve böylece Libya bölgesi yüzyılımızın tarihine Trablusgarp vilayeti ve Bingazi müstakil sancağı olarak intikal etmiştir.

      Trablusgarp ve Bingazi 1551 de Kanuni batıdan Mekke’ye hacı götüren gemilere rahat vermeyen haçlı korsanlarından batı Akdeniz’i korumayı vazife saydı. Ve Kaptan-ı Derya Sinan paşa’yı Trablusgarp’ı İspanyollardan alması için görevlendirdi. Ünlü Türk denizcisi Turgut reisin de katıldığı seferde Trablusgarp İspanyol şövalyelerinden alındı. (15 Ağustos 1551)Trablusgarp Osmanlının eline geçince Türk denizcilerinin Cezayir Tunus tan sonra üçüncü bir korsanlık merkezi olmuştu. Trablusgarp ve Bingazi 1551 den 1912 de İtalyanlar la imzalanan Quchy antlaşmasına kadar 361 yıl Osmanlı hakimiyetin de kalmıştı. 1911 Eylülünde başlayan Trablusgarp savaşı’nın gerçek sebebini anlayabilmek için önce XIX. yy Avrupa devletlerinin ve 1861 de birliğini tamamlayıp büyük devletlerarasına girmeye çabalayan İtalya’nın Kuzey Afrika politikalarını bilme gerekir.

İTALYA’NIN KUZEY AFRİKA POLİTİKASI

      İngiltere’nin Mısır’a ve Fransa’nın Tunus’a yerleşmesi üzerine milliyetçilik akımından kurtularak birliğini sağlayarak İtalya Akdeniz’de iki mühim üssü İngiltere ve Fransa’ya kaptırdığını ve kendisinin de emperyalist bir siyaset takip etmesi gerektiğini, kendisini saran çemberin daha da daralmasını istemediğini ve kendisine de Bab-ı Ali tarafından bir vilayet olarak idare edilen Trablusgarp ve Bingazi den başka yer kalmadığını bu toprakların İtalyanlara kalması gerektiğini ve bunun içinde büyük Avrupa devletlerinin Tunus ve Mısır’ı işgallerindeki sebeplerden  dolayı bu Avrupa devletlerini aramak gerektiğini düşünüyordu. İtalya ayrıca Avrupa diplomasisinde ikinci dereceden bir devlet olmaktan kurtulması ve söz sahibi olabilmesi için kendisinin de sömürgeler elde etmesi gerektiği inancındaydı. İtalya bu düşüncelerini gerçekleştirmek amacıyla tüm dikkatini Tunus ve Mısır arasındaki Trablusgarp ve Bingazi topraklarına çevirmişti. İtalya kendi ülkesinin güneyine isabet eden ve ilerisi için stratejik bir köprübaşı vazifesi görebilecek olan bu yere mutlaka sahip olmak istiyordu.

      1911 yılı İtalya da kraliyet ilanının 50. yıldönümüne rastlamaktaydı. Bu sene ülkede milli bir heyecan yaratılmaya çalışılmış, İtalya’nın Trablusgarp üzerindeki eski iddiaları da yavaş yavaş bir şekil almaya başlamıştı..Savaşın İtalyan kamuoyunda uyandırdığı geniş yankılar şöyle anlatılıyordu: milliyetçiler savaşta İtalya’nın eski Roma’nın Akdeniz siyasasının dönüşünü selamladılar. Katolikler onda hilale karşı yeni bir Haçlı seferini görebiliyorlardı. Bir bölüm ise özellikle güneyde bu yeni koloniye göçe son verecek bir toprağa bakar gibi bakıyordu. İtalyan sosyalistleri ise genelde bu savaşa karşı olmuşlardı. İtalya da XV. yy.dan başlayarak dört yüz küsur yıl boyunca Osmanlı devleti genellikle doğuyu simgeleyen bir isim olmuştu. Türkler daha sonra ne kadar batılı bir millet olmak için gayret ettiyse de Avrupa da benimsenmemiş, ,barbar, kışkırtıcı ve uygar olmayan millet imajını silememişti. Türk adının İtalyanlar da korku ve dehşet uyandırması İtalyan okuyucunun intikam ve büyüme arzusu, birikimleri birleşince kamuoyun da Libya( Lipya)’ya gitmek için müthiş bir arzu uyanmıştır.

İTALYA – AVRUPA DEVLETLERİ İLİŞKİLERİ VE GİZLİ ANTLAŞMALAR

 İtalya’yı 1911 de Trablusgarp’a karşı harekete geçiren en önemli olay Fas meselesinin alevlenmiş olmasıydı,.İtalya’nın 1900 de Fransa’yla yaptığı gizli anlaşmaya göre Fransa Fas da yeni çıkarlar elde ederse İtalya da Trablusgarp da harekete geçecekti. Bu anlaşmayla Trablusgarp İtalya ‘ya vaat edilmiş oluyordu. İtalya’nın Trablusgarp’a gitmesinin başlıca sebeplerinden birisi Fas konusun da Fransızlar ve Almanların anlaşmaya varmalarıydı. İtalyanlar büyük devletler nezdinde başarılı diplomasi faaliyetlerini sürdürürlerken öte yandan Trablusgarp da kendi hesaplarına elverişli bir ortam hazırlamaya uğraşıyorlardı. Her emperyalist devletin uyguladığı metotları İtalyanlar da burada ele almışlardı. Maksatları için çalışan okullar, bankalar, iktisadi kuruluşları vardı. Liman ve benzeri kurumlar için imtiyaz peşinde koşuyorlardı. Okulları, resmi ve mahalli mekteplerle rekabet ediyordu. İtalyanların 1907 yılında Trablusgarp ve Bingazi de şubesini açtığı Bancedi Roma onların Trablusgarp’a ekonomik bakımdan sokulma politikalarının başlıca aracı olmuştur. İtalya’yı Almanya’dan koparma taraftarı olan İngiltere, Fransa ve Rusya bu işgali onaylamışlardı. İtalya amacına ulaşmak için önce Avrupa devletleriyle kendisine burada hareket serbestisi tanıyan gizli antlaşmalar yaptı.

      5 Ekim 1908 de Avusturya Bosna-Hersek’i işgal etmiş aynı gün Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmişti. Bosna-Hersek’in Avusturya ya ilhakından sonra buna en fazla karşı olan Rusya ile İtalya birbirine daha fazla yaklaşmıştı. 1881 de İngiltere ve İtalya arasında daha sonra bu antlaşmaya Avusturya da katıldı. Ayrıca Avusturya-İtalya, Almanya-İtalya arasında gizli antlaşmalar yapıldı. Böylece Almanya da İtalya’nın Trablusgarp üzerindeki ihtiraslarını tanımış oluyordu. 1902 de Avusturya İtalya’ ya gizli bir beyanname verdi..Rusya ve İtalya 1909 da Racconigi anlaşmasını imzalamış İtalya, Rusya’nın boğazlardaki, Rusya da İtalya’nın Trablusgarp ta ki menfaatlerini tanımıştı. Trablusgarp ve Bingazi’yi ele geçirerek buradan Afrika içlerine ilerlemeyi düşünen İtalya Avusturya ile de anlaşmıştı. İtalya Balkan statükosu konusunda hem Avusturya hem de Rusya ile yaptığı anlaşmalar birbirleri ile çelişme halindeydi. İtalya sadece kendi çıkarlarını garanti altına almayı düşünmüştür.  İtalya Habeşistan hezimetinden sonra Kuzey Afrika da sömürge kurma hevesine kapılmıştı.

BALKANLARDA DURUM

      Balkanları vaziyeti de son derece karışıktı. 1911 Martında Katolik Arnavutlar İşkodra’da ayaklanmışlardı. Karadağ isyancılara yardım ettiği için Osmanlıyla ilişkileri gerginleşti. İtalya Karadağ’ı desteklerken Osmanlıya karşı onları kışkırtıyordu. Bu ayaklanmada İtalyan parmağı olduğu açıktı. Ayaklanma Haziran 1911 de bastırıldı.

ARAP VİLAYETLERİNDE DURUM

      Savaş öncesi Arap vilayetlerinin durumları da çok karışıktı. İmam Yahya Yemen de ayaklanmıştı. 1911 Mayısında bu ayaklanma yatıştı. Asirde ki Seyit İdris ayaklanması ise uzun süre devam etti. Seyit İdris İtalyanlarla işbirliği yaptı.

      Doğu da Ermeniler Balkan ve Arap vilayetleri kadar olmamakla birlikte Osmanlı Devletinden bazı taleplerde bulunmaktaydılar.     

      İtalya Avrupa devletlerinden gerekli cevapları aldıktan sonra 28 Eylül 1911 de bir nota verdi. Osmanlı hükümeti İtalyan notasına 29 Eylül 1911 de cevap verdi.

OSMANLI HÜKÜMETİNİN TUTUMU VE AKLIMIZA TAKILAN SORULAR

      Burada akıllara şu soru gelmektedir. Acaba, iş başında Hakkı paşa hükümeti olmayıp da başka bir hükümet olsaydı, İtalya’yı bu işgal fikrinden vazgeçirebilir miydi? İtalya Trablusgarp da ki emellerinin son safhası olan işgalden vazgeçemezdi. Ancak belki kuvvetli bir hükümet olsaydı ve alınan tedbirler bu derece zayıf kalmasaydı, partiler birbirinin kuyusunu kazmakla meşgul olmasalardı ve memleket nifak içinde bulunmasaydı işgal daha ileriki bir tarihe kalabilirdi. Yani İtalya şu veya bu şekilde Trablusgarp’a yerleşmeyi planlamıştı. Ama bu hükümet işgal tarihinin 29 Eylül 1911 olmasını hazırladı. İtalya Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleye girerken hedefinin sadece Libya’yı işgal etmek olduğunu ve ayrıca savaşı bu topraklardan ve bu toprakları ilgilendiren denizlerden ileri götürmeyeceğini ilan etmiş ancak sözünde durmamıştır. Savaş için tüm deniz kuvvetlerini seferber etmiş olmasına rağmen hiçbir yerden kesin başarı elde edememiştir.

      Sadrazam Hakkı paşa İtalyan notasını aldıktan sonra kendi tedbirsizliğini itiraf eden şu sözleri söylemişti. “Eski zamanlarda benim vaziyetime düşen sadrazamların kafasını padişahlar binek taşında kestirirlerdi; ben o haldeyim” Hakkı Paşa hükümetinin savaş öncesi yaptığı en büyük hatalardan biride İtalyanların isteği üzerine Trablusgarp da vali ve komutan olarak İbrahim Paşa yı görevden almasıydı. İbrahim Paşa Trablusgarp da Osmanlı menfaatlerini koruduğu için İtalyanlar hep ondan şikayetçi olmuşlardı. Buradan alınması için Osmanlı hükümetine sürekli baskı yapmışlardır. İbrahim Paşa yerine tayin edilen Bekir Sami Bey ise nedense hemen Trablusgarp’a gitmedi. Ancak savaş başladıktan sonra gidebildi. Savaş başlayıncaya kadar Trablusgarp valisiz ve komutansız bırakılmıştı. Trablusgarp savunmasız işgale açıktı. Hakkı Paşanın İtalyan niyetlerinden habersiz olduğunu söyleyemeyiz. O halde Hakkı Paşa neden İtalyan niyetlerini bildiği halde Trablusgarp da bir tedbir almadı. Üstelik burada bulunan muntazam askeri birliklerden dört tabur çekilerek Yemen’e sevk edildi. Abdülhamit devrinde kuloğullarından oluşan hamidiye taburları dağıtıldı.Burada İtalyan isteklerine karşı Osmanlı hükümetini koruyan vali ve komutan İbrahim Paşa neden görevden alındı? Yerine tayin edilen Bekir Sami Bey neden savaş başlayana kadar görevine gitmedi? Trablusgarp neden savaş öncesi askersiz, cephanesiz, idarecisiz bırakıldı?

      Hakkı Paşa İtalyanlarla iyi geçinirse ve dostluk münasebetlerini sürdürürse İtalyanların sebepsiz yere Trablusgarp’a saldırmayacaklarını düşünüyordu. Bunun içinde onları Trablusgarp da ekonomik yönden tatmin etmeye çalışıyordu. Fakat Hakkı Paşa ekonomik imtiyazların tümüde İtalya ya verilirse İtalya’nın işgalden vazgeçemeyeceğini çünkü bunun çok önceden planlandığını bu konuda kesin kararlı olduğunu anlayamamıştı Trablusgarp da savaş öncesi Osmanlı hükümetinin yanlış hareket ettiği İtalyanlarca da itiraf ediliyordu. İtalyanlar İttihat ve Terakki’nin Trablusgarp da yerli halk arasında İtalya aleyhine propaganda yaptıklarını fakat bu propagandaya paralel olarak askeri hazırlıklarını kuvvetlendiremediklerini bilakis buradan devletin ihtiyacı olan diğer bölgelere asker çektiklerini ifade ediyordu. İtalya’nın Osmanlıya alışılmamış tarzda savaş açması Osmanlı da bir şaşkınlık ve panik havası yaratmıştı. İttihat ve Terakki’ye karşı olanlar onun Trablusgarp ‘da ki yanlış politikasının savaşa yol açtığını ve savaşın Osmanlı devletine değil İttihat ve Terakki’ ye açılmış olduğunu söylüyorlardı oysa İtalyanlar da İttihat ve Terakki’den umduklarını bulamadıklarını söylüyorlardı.

      Hakkı paşa ültimatomu alınca büyük bir ümitsizliğe kapılıp istifa etmek zorunda kalmıştı. Savaş patlak verdikten sonra İttihat ve Terakki cemiyetinin nüfuzu hızla azalmaya başladı. İtalyan saldırısı Avrupa’nın Türkiye’yi yalnız bırakması onun Türkiye’de ki Meşrutiyet yönetimine olumlu tavır takınmaması olarak yorumlanıyordu. Osmanlı hükümeti o kadar güç ve çaresiz durumdaydı ki açıktan hiçbir şey yapacak durumda görülmüyordu.

SAVAŞ ÖNCESİ OSMANLI ‘NIN İÇ SİYASAL DURUMU

       Savaş öncesinde Osmanlı çok büyük iç ve dış karışıklıklar içindeydi. 23 Temmuz 1908 de İttihat ve Terakki Meşrutiyeti ikinci defa ilan ettirmiş ve Abdülhamit 24 Temmuz 1908 de Anayasayı yeniden uygulamaya koymuştu. Fakat bundan sonra 31 Mart vakası olmuş, Hareket ordusu 21 Nisan 1909 da İstanbul’a gelerek ayaklandırmayı bastırmıştı. Abdülhamit tahttan indirilmiş yerine 65 yaşındaki kardeşi Mehmet Reşat’ı geçirmişti. (27 Nisan 1909) İttihat ve Terakki yönetimi eline almıştı. Ancak İttihat ve Terakki içinde sürekli çatışmalar olmaktaydı. İttihat ve Terakki’nin Balkanların birliği politikası Türklerin aleyhine sonuçlandı. Burada Sultan Abdülhamit’in takip ettiği politika ise Balkanlardaki çeşitli milletlerin birbirleriyle olan düşmanlıklarını körüklemek onları birbirine düşürerek Osmanlıya karşı birleşmelerini önlemekti. İttihat ve Terakki bunun tam tersi politika güttü. Yani Balkan milletlerine Osmanlılık adı altında birleştirmek istedi. Sonuçta Sultan Reşat’ı bu işi gerçekleştirmek için Rumeli gezisine zorladı. Fakat sonuç umulanın aksine oldu. Bulgar çeteleri, Sırplar, Yunanlılar Makedonya da çeşitli eylemlerde bulunmaktaydı. Ahmet Muhtar paşa’ya göre Trablusgarp da bir mukavemet bir cinayet demekti. İttihat ve Terakki cemiyeti ise savaşta tamamen mukavemetten yanaydı. Bunun sebebi hem kendi vatanperverlik duyguları icabı hem de halkın vatanperverlik durumuna seslenerek kaybetmekte oldukları itibarı ve insiyatifi yeniden ele almak imkanının doğmasıydı.

       Şeyhülislam Cemalettin Efendi ise ittihat ve Terakki’nin savaşı boşu boşuna sadece kendi menfaatlerini düşünerek uzattığını halbuki savaşın uzamasının can ve mal kaybından başka bir işe yaramayacağının aşikar olduğunu hiç olmazsa Trablusgarp’ı İtalyanlara verip, Bingazi’yi kurtarmak şartıyla İtalyanlarla barışın daha hayırlı olacağını belirtiyordu. Bu zıt fikirler arasında Bab-ı Ali eldeki mevcut imkanlarla müdafaaya karar verdi.

II.ABDÜLHAMİT’İN TRABLUSGARP POLİTİKASI

      Sultan Abdülhamit bu son Afrika ülkesine özel bir önem vermekteydi. Eyaletin sınırlarını Afrika’nın ortalarına kadar ilerletmek İslam’ın yerli zenci kabileler arasında yayılmasını sağlamak istiyordu. Sultan Abdülhamit İtalyanların Trablusgarp ve Bingazi üzerinde besledikleri emelleri bildiği için onlara karşı gayet dikkatli davranmış, Roma Büyükelçiliği vasıtasıyla devamlı malumat almış, İtalyanların Bingazi de yerli halk arasında çıkarmaya çalıştığı ihtilaflara göz yuman Bingazi askeri kumandan ve mutasarrıfını görevden almıştı.

      Sultan Abdülhamit’in hatıralarında ise onun Bingazi hakkında şu sözleri yer alıyor:”Bingazi bize çok pahalıya mal olmaktadır her sene buraya sarf olunan para hesapsızdır ve İtalyan entrikalarının hududu yoktur. İtalyanlar buradaki iktisadi imkanları ve buranın himayesini kendilerine terk etmemiz şartıyla 54 milyon liret ödemeyi teklif ediyorlar. Bu teklifi tetkik etmekte fayda vardır.  Çünkü bundan vazgeçmek suretiyle başımız dinç olacaktır. Elimize diğer meselelerimizi halletmeye yetecek kadar dolgunca bir para geçecektir. üstelik bu daha sonra elimizden zorla çıkarmaya mecbur kalmaktan daha iyi bir hal şeklidir diyordu. Burada Abdülhamit gerekli tüm savunma tedbirlerini almakla beraber eğer mecbur kalırsa Bingaziyi savaşmadan para karşılığında vermeyi daha mantıklı görmekteydi, fakat Trablusgarp için böyle bir şey denilmiyordu.

      Abdülhamit’in bu fikrinin daha sonraki olaylar ve Quchy anlaşmasının şartları göz önüne getirildiğinde haklılığı ortaya çıkıyordu. Fakat Bingazi her şeye rağmen eğer Bingazi para karşılığı İtalya ya verilseydi diğer Osmanlı vilayetleri için Avrupa devletlerinin gözünde kötü bir örnek teşkil edebilirdi.    

      Bunun üzerine İtalya Trablusgarp ve Bingazi’yi açıkça Osmanlı’dan istedi. İstek reddedilince İtalya savaş ilan etti. Milliyetçi bir coşku içinde bulunan Türkiye’de İtalyan malları boykot edilecektir. İtalya Trablusgarp ve Bingazi ‘de ki tüm kıyı kentlerini bombalayıp Tobruk, Derne, Homs ve Bingazi’ ye asker çıkarır.

MUSTAFA KEMAL’İN TRABLUSGARP SAVAŞI HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

       M.Kemal ordunun yiyecek ve silah gerekleri düzenli olarak sağlanmadıkça Trablusgarp’ da başarıya ulaşılamayacağını biliyor ve “siyasetimizin elverdiği kadar dayanabiliriz. Ama siyasetçilerimiz ülkeyi büsbütün yıkılmaktan korumak için gözlerini dört açmalılar “diyordu.

      Oysa Osmanlı devletinin başında gözlerini dört açacak devlet ve siyaset adamları bulunmadığını kendisi de görüyordu.

SAVAŞ ÖNCESİ OSMANLI ASKERİ DURUMU VE SAVAŞ

       Osmanlı Trablusgarp halkını aç ve perişan bırakmış bu durum Hakkı paşa ve kabinesince itiraf edilmesine rağmen hiçbir şey yapılmamıştır. Marttan Hazirana kadar burada açlıktan 514 kişi ölmüş 200 bin kişide geçimlerini sağlamak için Tunus’a geçmiştir. Osmanlı İtalyan ültimatomuna verdiği cevapta İtalyanların ekonomik isteklerinin neler olduğunu sormuş ve hemen müzakerelere başlanabileceğini bildirmiş olmasına rağmen İtalya bunları dikkate almayarak savaş açmıştır. İtalya bu savaşa uzun zamandır hazırlanmaktaydı. Uzun çapta kara ve deniz topları sayısız mitralyöz cephane ve çok kalabalık ordusu vardı. İtalya o sırada dünyanın en güçlü donanmalarından birine sahipti. Osmanlının ise savaş başladığı zaman Trablusgarp da ki asker sayısı 2000 i veya 15-20 bini geçmiyordu. Lazım olduğunda kuloğullarından 40-50 bin kişilik bir ordu teşkil edilerek hazırlık mevcuttu. Fakat önemli bir kısmı silahlarıyla birlikte Yemen’e İmam Yahya ayaklanmasını bastırmak üzere yollandı. Tekrar yerlerine iade edilmedi. Ayrıca bununla kalmayıp kuloğullarının lüzumu halinde silahlandırılması için bulundurulan Trablusgarp askeri depolarındaki silahlar yeni sistemle değiştirilmek üzere İstanbul’a getirilmiş ve tekrar yerlerine iade edilmemiştir. 1910 bütçesinde kabul edilen Trablusgarp’ da ki iki süvari alayı da bir alaya indirilmiştir. Bingazi’dekiler daha azdı ve kendi hallerine terk edilmişlerdi.

      Abdülhamit döneminde Osmanlı donanması Haliçte 30 yıl kapalı, talimsiz, tamirsiz yüz üstü bırakılmıştı. Bunun sebebi padişahın amcası Abdülaziz’in hal’i sırasında donanmanın önemli bir rol oynamasıydı. II. Abdülhamit bu olayın kendi başına da gelebileceği endişesiyle donanmayı Haliç’e ve Çanakkale’ye çekerek en zaruri olan onarmaları bile yaptırmamıştı. Donanmanın bu aciz hali düşmana cesaret vermişti.

      Osmanlı işgale kayıtsız kaldı. Kara irtibatı çoktan kopmuş ve donanmanın zayıflığından dolayı denizden ulaşılması imkânsız hale gelmiş, bu vatan parçasını kurtarmak için Mustafa Kemal ( gazeteci Şerif kimliği ile gider)ve Enver Ömer Naci, Sapancalı Hakkı, Yakup Cemil, Nuri (Conker), Fuat (Bulca) ve Rauf Bey gibi sadece birkaç subay gönüllü olarak gönderebildi

      Enver Bey ve arkadaşları Trablusgarp da üstün bir çalışma ve gayret gösterdiler. Hiç yoktan bir direnme gücü meydana getirdiler. Enver Bey Arap kabilelerini örgütlemekte çok başarılı olmuştu. Müslüman Araplar halifenin damadı olduğunu öğrendikleri Enver bey’e çok büyük itikat ve saygı ile bağlanmışlardı. Enver ilk olarak bir bildiri yayınladı. Bildirinin başında halk arasında yayılan “Türkler bizi İtalyanlara sattı gibi iftiralara kanmayınız. Siz satılmadınız ve satılmayacaksınız. Büyük halife sizi düşmanın elinden kurtarmak için beni buraya gönderdi. “ şeklinde yazdığı bildirinin altındaki imzada da padişahın damadı olduğunu belirtmeye lüzum görüyordu. Enver iyi Arapça bilen Eşref beyin yardımı ile kabile kabile dolaşarak bir mücahit ordusu meydana getirmiş, bunları eğitmişti. Her taraftan Enver’e sel gibi savaşçı akıyordu. Bununla birlikte Osmanlının Trablusgarp ve Bingazi’ye yaptığı sevkıyat çok sınırlı olmuştu. Çünkü savaş boyunca İtalya Ege ve Akdeniz’i kontrolü altına almıştı. Bundan dolayı İtalyanlara karşı kullandıkları silahlar İtalyanlara yapılan baskınlarda onlardan alınan cephane ve silahlar ya da ölen veya yaralanan İtalyan askerlerinin kaçarken bıraktığı silahlardır. Tanin gazetesi Tunus yoluyla Trablusgarp’a geçen ve burada başarılı çalışmalar yapan Fethi bey’i överken mübalağa etmiş olmuyordu. Ama Derne ve Tobrukta ki çalışmaları arkadaşlarının hiçbirinden az olmayan Mustafa Kemal den hiç bahsetmiyordu. İttihat ve Terakki’nin yayın organı olan Tanin Gazetesi’nin Derne ve Tobruktaki üstün başarı ve gayretleri belgelerle sabit bulunan Mustafa Kemal’den hiç bahsetmeyişi onun İttihat ve Terakki ileri gelenleri ile arasının açık oluşu ve fırka içinde onu çekemeyenler oluşundan dolayıydı.

      Trablusgarp savaşı çıktığı sırada Erkan-ı Harp kolağası (kurmay kıdemli Yüzbaşı) Mustafa Kemal Erkan- Harbiye (genelkurmay) I. şubede görevli bulunuyordu. Harbiye nazırı Mahmut Şevket paşa İttihat ve Terakki’nin ileri gelen subaylarına yaranmak için ona hiçbir iş vermemişti. İstanbul’da işsiz bırakılan Mustafa Kemal Trablusgarp’a gitmek istedi. Mahmut Şevket paşa’nın karşı koymasına ve İngilizlerin kendisini Mısırdan geçirmeyeceklerini söylemesine rağmen gitmekte direndi. Mahmut Şevket paşa razı oldu. Trablusgarp savaşı Mustafa Kemal’in komutanlık ve teşkilat kurmadaki üstün niteliğini gösterdiği ilk yer olmuştu. Mustafa Kemal aslında bu savaşın akıllıca bir iş olduğuna inanmıyordu. Çünkü daha büyük bir tehlikenin Balkanlar’dan geleceğini biliyordu. Fakat savaş alanındaki başarıları onun parti içindeki durumunu sağlamlaştırabilirdi. Bundan başka Mahmut Şevket paşa İstanbul’da ona göz açtırmıyordu. Ayrıca kendisinden önce Kuzey Afrika’ya giden Enver bey’den geri kalmakta istemiyordu. İtalyanlar yıllarca süren hazırlıkları deniz yollarına hâkimiyetleri ve kullandıkları yüz bin asker modern silahları ile bir avuç Osmanlı mücahidinin mukavemetine karşı ilerleyememişlerdi.

      İtalya maksadına Trablusgarp ve Bingazi de ulaşamayınca savaşı Osmanlının kalbine Beyrut, Çanakkale, Anadolu kıyıları, Kızıldeniz’e götürerek Türklerin Trablusgarp ve Bingazi’yi İtalyanlara terk ederek başarıya mecbur etmek istiyordu. İtalyanlar Çanakkale’ye saldırmayı planlamışlardı. Onlara göre ilhaktan hemen sonra İtalyan donanmasının Çanakkale sularında görülmüş olması harbi bitirirdi. Çünkü o tarihte henüz Türkler boğazda henüz hiçbir savunma tedbiri almamışlardı. Fakat o zaman İtalya’nın bu teşebbüsüne Avusturya mani olmuştu. İtalya’nın savaşı yayma konusundaki görüşleri asıl iki hedef üzerinde toplanmıştı:

       1- Akdeniz adalarının işgali 2-Akdeniz boğazının ve bu yolla İstanbul’un tehdidi idi.

      İtalya’nın Çanakkale ve Sisam’a saldırması büyük devletlerin protestolarına yol açmıştı. Fransa İtalya’nın boğazları zorlamak üzere adaların bir kısmını işgale çalışmasını tavsiye ediyordu. İngiltere İtalya’nın İzmir ve Anadolu’nun herhangi bir limanına saldırmalarını istemiyordu. İngiltere ve Fransa’yı kızdıracağını anlayan İtalya coğrafi açıdan işgale en müsait olan Astropalya (seteampalia) adasını işgal etti. 4 Mayısta Rodos işgal edildi. Diğer adalar ise buralarda zaptiye kuvvetinden başka asker bulunmadığı için kolaylıkla ele geçirildi. Osmanlı işgale kayıtsız kaldı. İtalya’nın Rodos ve diğer adaların işgalindeki sebepler şunlardı:

      1- Trablusgarp’a giden harp malzemesi sevkıyatını daha iyi kontrol etmek.

      2- Türkleri sulh yapmaya mecbur etmek.

      3- Türklerin morallerini bozmak.

      4- Boğazların kapatılmasından dolayı İtalya’yı uyaran Avrupa devletlerinin tazyiklerine kulak asmadığını Türklere ispat etmek.

      5- Osmanlı devletinin adalarda kuvvet bulundurmaması sebebiyle buraların işgalinin çok kolay olması. (sadece Rodos da 1200 kişilik bir kuvvet vardı.)

      6- Avrupa devletlerinin Anadolu’nun herhangi bir yerini işgale izin vermemeleri zaten İtalya’nın da buna cesaret edememesi olabilirdi.

      Müzakerelerin uzaması ve 8 Ekimde Karadağ’ın Osmanlı hükümeti ile diplomatik münasebetlerini kesmesi üzerine, İtalyanlar Quchy ‘deki Türk muharraslarına bir ültimatom vererek, teklif edilen şartlar dahilinde anlaşmanın imzalanmasını istediler.

      Diğer yandan Osmanlı devleti anlaşmayı imzalamazsa İtalya’nın başka yerlere saldıracağı haberi yayıldı. Bu durumda bilhassa Balkanlardaki vaziyetin gittikçe ciddileşmesi üzerine Osmanlı hükümeti İtalyan tekliflerini kabul etmek zorunda kaldı.

Trablusgarp Savaşı SONUCU :

      Kolağası Mustafa Kemal Derne ve Tobruk’da başarılar elde edince İtalyanlar Ege de On iki adaya asker çıkardı. Ancak Balkan savaşı’nın başlaması üzerine Osmanlı barış istedi 15_18 Ekimde iki taraf delegeleri Ouchy ‘de bir gizli anlaşma ile onun eklerini teşkil eden üç protokolü imzaladılar. 18 Ekimde imzalanacak olan barış anlaşması yayınlanacak olan anlaşmaydı ve iki maddeden ibaretti. Gizli anlaşma ise, 15 Ekim de imzalandı.

      Bu anlaşma Trablusgarp’a tayin edilecek kadı vs. hakkında olup, 9 maddeden ibaretti. Padişahın temsilcisi ve naipler tayin edilmeden İtalya’nın onaylaması gerekiyordu. Padişah Trablusgarp ve Bingazi ye muhtariyet verdiğini açıklayan bir fermanı üç gün önce yayınlayacaktı. İtalya kralı ise fermanın yayınlanmasından en geç üç gün sonra Trablusgarp ve Bingazi de genel af ilan edecek, din işlerinde özgürlük tanıyacak padişahın halife olması dolayısıyla Trablusgarp ‘da bir temsilci (Naib-i Sultan) bulunacaktı. Vakıflara saygı gösterilecek, naiblerin aylıkları mahalli vergilerle ödenecekti. Naib-i Sultanın yerli işler için hiçbir yetkisi yoktu ve seçilmeden önce İtalyanlar tarafından onaylanması gerekiyordu. Yine bu iradeden en geç üç gün sonra padişah iradesi yayınlanacak ve adalar halkına bazı haklar ve umumi af ilan edecekti. Bu belge yayınlanır yayınlanmaz açık anlaşma imzalanacaktı.

       18 Ekim 1912 de İsviçre’nin Lozan kentin de imzalanan UŞİ barışına göre; 1 yıl 16 gün süren Trablusgarp savaşı Osmanlı devletinin Trablusgarp ve Bingazi yi terk etmesi ile sonuçlandı. Bu yerler İtalyan sömürgesi haline geldi

      1-Osmanlı Trablusgarp ve Bingazi’yi İtalya’ya bıraktı.

      2-On iki adalar. Osmanlı Trablusgarp ve Bingazi de ki askerlerini çekecek buna karşılık İtalya Rodos ve On iki adayı tahliye edecekti.

      Balkan savaşlarından sonra Osmanlı devletine verilecek. Ancak İtalyanlar Balkan savaşların dan sonra Osmanlı askerlerinin Trablusgarp ve Bingazi den tam olarak çekilmediklerini iddia ederek  On iki adadan çekilmedi. II. Dünya savaşında yenilince bu adaları Yunanistan’a devretti. Uşi anlaşmasıyla Trablusgarp ve Bingazi ile birlikte resmen olmasa da fiilen 12 adayı da kaybetmiştir.

Trablusgarp Savaşı ÖNEMİ:

      a) Kuzey Afrika da ki son toprak parçası elden çıktı.

      b) Ege de ki Türk egemenliği sarsıldı.

      c) Osmanlı’nın güçsüzlüğü anlaşıldı. Bu yüzden Balkan savaşları başladı.

      Osmanlı komisyonunu aldatmak için Trablusgarp’a güya padişah temsilcisi olarak bir naip- i sultan atanması kabul ediliyordu. Ancak naip-i sultanın hiçbir yetkisi yoktu. Ayrıca seçilmeden önce de İtalya’nın onayından geçmesi gerekiyordu. Yine İtalya Osmanlının kapitülasyonlardan kurtulması için yapacağı teşebbüslerde ona yardımcı olacaktı. Ama bunun için diğer Avrupa devletlerinin de yardımcı olması şartını koşuyordu. İtalya hiçbir Avrupa devletinin kapitülasyonlardan vazgeçmeyeceğini biliyordu. İtalya’nın bu vaadi gerçekleşmesi çok zor bir şarta bağlanmıştı. Sözde Osmanlıya tanınmış gibi bazı haklar (din vs.) daha bir müddet sonra ortadan kalktı. Osmanlının Trablusgarp ile tüm ilişkileri kesildi.

      Önemli bir sonuç da bir yıldan beri hazırlıkları yapılmakta olan Balkan ittifaklarını hızlandırmasıydı. Savaşın Avrupa da meydana getirdiği kuvvetler dengesindeki gelişmeler Rusya’nın ön ayak olmasıyla Balkan ittifaklarının uygulama alanına konmasına sebep oldu.

      Osmanlının bu savaş ve savaş sırasındaki diğer iç ve dış olaylar yüzünden gücünün zayıflaması Balkan devletlerine cesaret verdi. Bulgarlar, Osmanlı – İtalyan savaşının çabuk bitmesini istemediler. Çünkü savaşın Slavlığa ve Balkanlardaki Slav devletlerine düşman olan iki devleti zayıflatacağını ve bu zamanın Osmanlıya karşı savaş açmak için çok uygun olduğunu ve böyle bir fırsatın beklide uzun yıllar bir daha çıkmayacağını düşündüler.

      Bu savaş Osmanlı donanmasının zayıfladığını gözler önüne serdi. Tüm savaş boyunca Çanakkale ye hapsedilmiş olması uygun fırsat kollayan Balkan devletlerine cesaret vermişti. İtalya dolaylı olarak Balkan devletlerini Türklere karşı savaşa kışkırtmıştı. Böylece Trablusgarp savaşı Osmanlı açısından felaketle sonuçlanırken arkasından daha büyük bir felaketi getiriyordu.

      Uşi antlaşmasının yapılması Trablusgarp ta bir yıldır canla başla savaşan büyük güçlük ve yokluklara katlanan yokluktan varlık yaratan genç vatansever Türk subayları için kırıklığı oldu. Onlar Batı Afrika’yı içine alacak bir Türk – Arap imparatorluğunun projeleri üzerine eğilmişlerdi. Barış haberini alan bu subayların ruh durumunu Eşref Bey şöyle anlatıyordu: “Enver’le komutanlık makamı olarak kullanılan çadırına kapandık ikimizde sapsarı heyecan ve teessür içinde idik. Nadir hallerde soğukkanlılığını kaybeden Enver adeta bağırıyordu. Bu ne zelilane iştir? Bu nasıl hükümettir? Bu ne haysiyetsizliktir? Halk bize inandı, güvendi. Malını mülkünü, kanını verdi. Enver beyin bu tepkisi haksız değildi. Arkadaşlarıyla birlikte birçok şey vaat ettikleri Arapları bir anda yüz üstü bırakıp gidemezlerdi. Türk subayları oturup konuşarak hükümetin imzaladığı barışı reddetmeye ve mücadeleye devama karar verdiler. Ancak Enver Bey Balkanlardan gelen kötü haberler üzerine orada daha çok ihtiyaç olduğunu görerek Bingazi den ayrılarak 20 Aralık 1912 de İstanbul’a döndü. Gerilla mücadelesini sürdürmek üzere Aziz yüzbaşı bırakıldı. Trablusgarp savaşı fiilen Uşi antlaşmasıyla sona ermedi. Bir süre Osmanlı devletinden kalan subaylar ve silahlarla organize olan Trablusgarp ve Bingazi yerlileri Seyit Ahmet Şerif El Sünesi yönetiminde savaşı sürdürdüler. Savaş İtalyanların tahmin ettikleri gibi hemen bitmedi. Hatta fiili olarak 1917 ye kadar sürdü. İtalyanlar ancak 1932 de Lipya da dirlik ve düzeni sağlayabildiler.

8. Sınıf Trablusgarp Savaşı Uşi Antlaşması YAPILAN YORUMLAR

antalya escort izmir escort ankara escort bursa escort adana escort alanya escort izmit escort gaziantep escort eskisehir escort bodrum escort denizli escort diyarbakır escort samsun escort mersin escort malatya escort kuşadası escort konya escort kocaeli escort kayseri escort